Mesih'i Kuşanmak
Tövbe ve vaftiz aracılığıyla, Mesih'in ölümüne ve dirilişine bağlanır ve yaşamın yeniliğinde yürümeye çağrılırız:
"Mesih İsa'ya vaftiz edilenlerimizin hepsi O'nun ölümüne vaftiz edildik. Böylece vaftiz yoluyla O'nunla birlikte ölüme gömüldük; öyle ki, Mesih Baba'nın yüceliği aracılığıyla ölümden nasıl dirildiyse, biz de yaşamın yeniliğinde öyle yürüyelim." — Romalılar 6:3–4
Bu yeni yaşam basit ama güçlü bir buyrukta ifade edilir:
"Rab İsa Mesih'i kuşanın ve bedenin isteklerini karşılamak için hiçbir hazırlık yapmayın." — Romalılar 13:14
Mesih'i kuşanmak, O'nun karakterinin düşüncelerimizi, isteklerimizi, sözlerimizi ve eylemlerimizi şekillendirmesine izin vermek demektir. O'nu yansıtan bir biçimde yaşamayı öğrenmek demektir. Bu yaşam yalnızca insan gücüyle sürdürülemez:
"Ruh'a göre yürüyün, o zaman bedenin isteğini yerine getirmezsiniz." — Galatyalılar 5:16
Mesih'i izlemek, hiç sendelemediğimiz anlamına gelmez. Günah işlediğimizde, Tanrı'dan saklanmayız. İtiraf ve tövbeyle O'na döneriz:
"Günahlarımızı itiraf edersek, O sadık ve adildir… bizi bağışlar." — 1. Yuhanna 1:9
Sevgi, Dayanma ve Çarmıh
Mesih'i kuşanmak aynı zamanda O'nun sevdiği gibi sevmeyi öğrenmek demektir:
"Size yeni bir buyruk veriyorum: birbirinizi sevin; ben sizi nasıl sevdiysem, siz de öyle sevin." — Yuhanna 13:34
O'nun sevgisi bize karşı olanlara bile ulaşır. Nefreti, intikamı ve acılığı reddeder. Mesih'in sevgisi özel kalmaz. Bizi başkalarının O'nu tanımasına ve izlemesine yardım etmeye yöneltir:
"Öyleyse gidin, bütün ulusları öğrencilerim yapın… onlara size buyurduğum her şeyi tutmayı öğreterek." — Matta 28:19–20
Yine de Mesih'i sadakatle izlemek bedelli de olabilir. İsa şöyle dedi:
"Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, her gün çarmıhını yüklenip beni izlesin." — Luka 9:23
Kendimizi inkâr etmek, yaşamlarımızın değersiz olduğuna inanmak anlamına gelmez. Gururumuzu, bencil isteklerimizi ve kişisel irademizi, Mesih'e karşı durdukları her an teslim etmek anlamına gelir.
O'nu izlemek fedakârlık, reddedilme ya da zulüm getirebilir. Kısa süreli duygusal bir deneyim değildir, ömür boyu süren bir sadakat yürüyüşüdür:
"Sabırla koşalım… yalnızca İsa'ya bakarak." — İbraniler 12:1–2
Kendi gücümüze güvenerek değil, gözlerimizi İsa'da tutarak dayanırız.
Mesih Bölünmez
Gözlerimizi Mesih'te tutmak, aynı zamanda bizi insan liderlere, geleneklere ya da gruplara yalnızca O'na ait olan yeri vermekten korur:
"Mesih bölündü mü? Pavlus mu sizin için çarmıha gerildi? Yoksa Pavlus'un adıyla mı vaftiz edildiniz?" — 1. Korintliler 1:13
Hiçbir gelenek, unvan, grup ya da Hristiyan kimliği, bizim için ölen Rab'den daha büyük hâle gelmemelidir. Bölünmüş bir Hristiyan dünyasında, Mesih'in bölünmediğini hatırlarız. O'na ait olanların hepsi, yalnızca Mesih'in Baş olduğu tek bir bedenin üyeleridir.
Mesih'i kuşanmak; nasıl tövbe ettiğimizi, sevdiğimizi, hizmet ettiğimizi, dayandığımızı ve diğer imanlılarla nasıl ilişki kurduğumuzu şekillendirir. Mesih'i kuşanmak, bütünüyle O'na ait olmak, O'nu dünyada yansıtmak, kendimizi inkâr etmek, çarmıhı yüklenmek ve O'nu izlemek bedelli olduğunda bile sadık kalmaktır.
4. Bölüm'de, yaşamın yeniliğinde yürümenin, Mesih'in sevdiği gibi sevmenin, kendimizi inkâr etmenin, çarmıhı yüklenmenin ve önce O'na ait olmanın ne anlama geldiğini daha derinlemesine keşfedebilirsiniz.